Goldman Sachs analisti Robert Kaplan, FED’in Temmuz ayında faiz oranlarını sabit tutma kararının “kesinlikle doğru” olduğunu belirterek, politika yapıcıların Eylül ayına kadar gelecek verilere açık şekilde yaklaşması gerektiğini söyledi.
Kaplan’a göre enflasyon görünümünü etkileyen faktörlerin giderek daha karmaşık hale gelmesi, FED’in önceden katı bir politika yönlendirmesi yapmasını riskli kılıyor. Kaplan, eylül toplantısına kadar açıklanacak ekonomik verilerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kaplan, “Anlamlı bir iyileşme görürsem faizleri sabit tutmaya devam etmeye istekli olabilirim. Ancak Eylül ayına kadar elimizdeki her fırsatı değerlendirmek ve katı ya da önceden belirlenmiş bir görüşe bağlı kalmamak istiyorum” ifadelerini kullandı.
Yapay zeka enflasyonu iki farklı yönden etkiliyor
Kaplan, mevcut ekonomik ortamda enflasyon üzerinde hem yukarı hem de aşağı yönlü baskı oluşturan çok sayıda unsur bulunduğuna dikkat çekti.
Yapay zeka altyapısına yönelik güçlü yatırımlar, gümrük vergileri, iş gücü arzındaki kısıtlamalar ve yükselen petrol fiyatlarının enflasyonist baskıları artırabileceğini belirten Kaplan, diğer taraftan yapay zeka uygulamalarının üretkenliği artırarak maliyetleri düşürdüğünü ve dezenflasyon sürecini hızlandırabileceğini söyledi.
Bu nedenle Kaplan, FED’in tek bir faktöre odaklanmak yerine ekonomik gelişmeleri bütüncül şekilde değerlendirmesi gerektiğini savundu.
Jackson Hole konuşması için mesaj verdi
Kaplan ayrıca FED Başkanı Warsh’ın bu ay gerçekleştirilecek Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu’ndaki konuşmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Kaplan’a göre Warsh, tamamen “felsefi” bir konuşma yapmak yerine FED’in Temmuz ayında neden faizleri sabit tuttuğunu kısa ve açık şekilde anlatmalı. Böyle bir açıklamanın piyasaların FED’in mevcut politika yaklaşımını daha iyi anlamasına yardımcı olabileceğini belirtti.
Kaplan, küresel piyasalarda uzun vadeli ABD Hazine tahvili faizlerinde görülen yükselişin de doğrudan FED politikalarından kaynaklanmadığını savundu. Analiste göre tahvil faizlerindeki yükselişin temelinde, ABD’de kalıcı şekilde yüksek seyreden bütçe açıklarının yarattığı yapısal arz-talep dengesizliği bulunuyor.
*Yatırım tavsiyesi değildir.




