Ethereum Vakfı, ağın kuantum bilgisayar tehditlerine karşı uzun vadeli güvenliğini sağlamak amacıyla yeni bir adım attığını duyurdu.
Vakıf, “post-kuantum güvenlik” çalışmalarına odaklanan özel bir platformu resmen kullanıma açtı. Yeni platform, Ethereum’un gelecekte kuantum bilgisayarların kırabileceği mevcut kriptografik sistemlere karşı nasıl korunacağını detaylı şekilde ele alıyor.
Vakfın açıklamasına göre, bu girişim aslında yeni değil; Ethereum ekosisteminde 2018 yılında STARK tabanlı imza toplama araştırmalarıyla başlayan süreç, bugün çok sayıda ekibin koordineli şekilde çalıştığı kapsamlı bir projeye dönüştü. Post-Quantum ve Kriptografi ekiplerinin yanı sıra Protokol Mimari ve Koordinasyon ekipleri de bu çalışmaların içinde yer alıyor. Sekiz yılı aşkın süredir devam eden bu araştırmaların tamamı açık kaynak olarak geliştiriliyor.
Yeni platformda, kuantum sonrası kriptografinin Ethereum’un farklı katmanlarına etkisi ayrıntılı şekilde inceleniyor. Yayınlanan yol haritasına göre dönüşüm; yürütme (execution), konsensüs ve veri katmanlarını kapsayan çok katmanlı bir süreç olacak. Bu kapsamda kullanıcıların kuantuma dayanıklı kimlik doğrulama yöntemlerine geçiş yapabilmesi için “account abstraction” gibi çözümler öne çıkarken, doğrulayıcı imza sistemlerinin de hash tabanlı alternatiflerle değiştirilmesi planlanıyor.
İlk aşamada post-kuantum imza doğrulama sistemlerinin EVM’e entegre edilmesi (PQ signature precompiles) hedeflenirken, ilerleyen süreçte doğrudan bu imzalarla işlem gönderimi ve imza boyutlarını optimize etmek için toplama (aggregation) çözümleri geliştirilecek.
Konsensüs katmanında ise daha kritik ve karmaşık bir dönüşüm planlanıyor. Mevcut sistemde kullanılan BLS imza mekanizmasının, hash tabanlı post-kuantum alternatiflerle değiştirilmesi hedefleniyor. Bu süreç, doğrulayıcıların yeni kuantuma dayanıklı anahtarlarını kaydetmesiyle başlayacak ve zamanla blok doğrulama süreçlerinin tamamen yeni imza sistemleriyle yürütülmesine kadar ilerleyecek. Ancak post-kuantum imzaların boyut olarak daha büyük olması ve mevcut sistemlerdeki gibi doğal bir toplama özelliğine sahip olmaması önemli bir teknik zorluk yaratıyor. Bu sorunun çözümü için Ethereum geliştiricileri, SNARK tabanlı sıkıştırma yöntemleri ve leanVM adı verilen hafif bir zkVM mimarisi üzerinde çalışıyor.
Veri katmanında ise ağın veri erişilebilirliği ve blob yapılarının kuantum güvenli hale getirilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda leanVM altyapısının veri katmanına entegre edilmesi ve post-kuantum kriptografi ile uyumlu veri yapılarının geliştirilmesi planlanıyor. Veri katmanında özellikle imza ve veri toplama süreçlerinin nasıl optimize edileceği hâlen araştırma aşamasında bulunuyor ve bu alan yol haritasının en dinamik bölümlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Tüm bu sürecin belirli kilometre taşları bulunuyor. İlk aşamada doğrulayıcılar için post-kuantum anahtar kayıt sistemi (I*) hayata geçirilecek. Bunu, yürütme katmanında yeni imza doğrulama altyapılarının devreye alınması (J*) izleyecek. Daha sonra hem konsensüs hem veri katmanında yeni doğrulama sistemleri ve leanVM tabanlı çözümler (L*) uygulanacak. Son aşamada ise imza toplama mekanizmaları ve veri yapılarının tamamen post-kuantum uyumlu hale getirilmesi (M*) hedefleniyor. Uzun vadede ise tüm katmanlarda tamamen post-kuantum güvenli bir Ethereum ağına geçiş planlanıyor.
Ethereum Vakfı, kuantum bilgisayarların henüz acil bir tehdit oluşturmadığını kabul etmekle birlikte, küresel ve merkeziyetsiz bir ağın dönüşümünün yıllar süreceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle hazırlıkların erken başlatılması gerektiği ekleniyor. Vakfa göre bu süreç yalnızca bir güvenlik önlemi değil, aynı zamanda protokolün daha sade, güvenli ve merkeziyetsiz hale gelmesi için bir fırsat olarak görülüyor.
Bunun yanında, 2026 Ekim ayında İngiltere’nin Cambridge kentinde düzenlenecek ikinci Post-Quantum Araştırma Zirvesi için başvuru süreci de başlatıldı.
*Yatırım tavsiyesi değildir.




