Kripto para piyasasında son dönemde yaşanan dalgalanmalar yatırımcıların dikkatini satış baskısına çekerken, piyasa analiz şirketi Swissblock yayımladığı yeni raporda Bitcoin ’in karşı karşıya olduğu en büyük riskin doğrudan satışlar değil, güçlenen ABD doları olduğunu belirtti.
Şirketin değerlendirmesine göre Bitcoin’in geçmiş ayı piyasalarının önemli bir bölümü, ABD Dolar Endeksi’nin (DXY) dip seviyelerden toparlanarak yükseliş trendine girmesiyle aynı döneme denk geldi. Analistler, doların küresel piyasalarda güç kazandığı dönemlerde riskli varlıkların genel olarak baskı altında kaldığını ve Bitcoin’in de bu durumdan önemli ölçüde etkilendiğini vurguladı.
Raporda, zayıf dolar döneminin Bitcoin için destekleyici bir ortam oluşturduğu belirtilirken, DXY’nin yeniden yükseliş eğilimine girmesiyle piyasa duyarlılığının tersine döndüğü ifade edildi. Swissblock’a göre güçlü dolar ortamında piyasalardaki likidite azalıyor, yatırımcıların risk alma iştahı düşüyor ve satış baskısı artıyor. Bu gelişmeler de Bitcoin’in yükseliş potansiyelini sınırlandırıyor.
Analistler, son aylarda görülen fiyat hareketlerini de değerlendirdi. Nisan ayı ile mayıs ayının ilk günlerinde yaşanan yükselişlerin kalıcı bir boğa piyasasının başlangıcından ziyade geçici toparlanmalar olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Rapora göre bu dönemdeki yükselişler, makroekonomik koşullardaki temel sorunları ortadan kaldıracak kadar güçlü değildi.
Swissblock, Bitcoin’in yeniden güçlü ve sürdürülebilir bir yükseliş trendine girebilmesi için ABD dolarındaki yükseliş ivmesinin zayıflaması gerektiğini ifade etti. Doların küresel finansal sistemdeki gücünü koruduğu sürece kripto para piyasasına yeni sermaye girişlerinin sınırlı kalabileceği ve yatırımcıların daha temkinli davranabileceği öngörülüyor.
Uzmanlar, önümüzdeki dönemde ABD Merkez Bankası’nın para politikası kararları, enflasyon verileri ve Dolar Endeksi’ndeki hareketlerin Bitcoin fiyatı üzerinde belirleyici rol oynamaya devam edeceğini düşünüyor. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca kripto piyasasındaki gelişmeleri değil, küresel makroekonomik göstergeleri de yakından takip etmesi gerektiği belirtiliyor.
*Yatırım tavsiyesi değildir.




