Analist Phyrex Ni, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (SEC) stablecoin’lere yönelik son adımını değerlendirdi.
SEC’in işlem ve piyasalar biriminin yayımladığı güncel SSS metninde, “uyumlu ödeme tipi stablecoin’lerin” aracı kurumların net sermaye hesaplamasında yüzde 2 iskonto oranı (haircut) ile değerlendirilebileceğinin belirtilmesi, piyasada dikkat çekti.
SEC üyesi Hester Peirce de yaptığı açıklamada, stablecoin’lerin düzenleyici sermaye hesaplamasında neredeyse kullanılamaz varlık konumundan çıkarak düşük riskli nakit benzeri araçlara yaklaşmaya başladığını ifade etti.
Phyrex Ni’ye göre burada kilit kavram “iskonto oranı”. Düzenleyiciler, aracı kurumların iflas riskini azaltmak için belirli bir net sermaye tutmasını şart koşuyor. Ancak bu sermaye hesaplanırken elde tutulan varlıklar piyasa değeri üzerinden yüzde 100 kabul edilmiyor; risk durumuna göre belirli bir oranda kırpılıyor. Daha önce stablecoin’lere uygulanan yüzde 100’lük iskonto oranı, düzenleyicinin bu varlıkları son derece riskli gördüğü ve sermaye hesaplamasında değerini sıfır kabul ettiği anlamına geliyordu. Örneğin bir aracı kurum 1 milyon dolarlık stablecoin tuttuğunda, bunu sermaye hesabında kullanamıyor; ayrıca aynı tutarda ek nakit bulundurmak zorunda kalıyordu. Bu da stablecoin tutmayı kurumlar açısından maliyetli ve verimsiz hale getiriyordu.
Yeni yaklaşımda ise yüzde 2’lik iskonto oranı, stablecoin’lerin yüzde 98 oranında değerinin sermaye hesabına dahil edilebileceği anlamına geliyor. Bu oran, para piyasası fonlarına uygulanan seviyeye yakın. Böylece 1 milyon dolarlık stablecoin tutan bir kurum, yalnızca 20 bin dolarlık ek sermaye ayırarak yükümlülüğünü yerine getirebiliyor. Phyrex Ni, bunun sermaye verimliliğini adeta 50 kat artırdığını belirtiyor.
Bu değişimin en büyük kazananlarının, Goldman Sachs, JPMorgan Chase ya da Robinhood gibi düzenlemeye tabi lisanslı kurumlar olabileceği belirtiliyor. Daha önce yüzde 100 iskonto nedeniyle stablecoin bulundurmak “bilançoya zarar veren” bir tercihken, yüzde 2 seviyesinde bu varlıklar neredeyse yük oluşturmayan, ihtiyaç halinde kullanılabilecek araçlara dönüşüyor. Bu durum özellikle uyumlu ödeme tipi stablecoin ihraççıları için üst sınırın yükselmesi anlamına geliyor. Piyasada öne çıkan USD Coin (USDC) gibi düzenlemeye uyumlu projelerin bu gelişmeden fayda sağlayabileceği ifade ediliyor.
Özellikle gerçek dünya varlıklarının (RWA) tokenizasyonu ve on-chain anlık takas işlemleri açısından bu adım kritik görülüyor. Örneğin borsaların 7/24 tokenleştirilmiş hisse senedi işlemlerine geçmesi durumunda, kurumlar stablecoin ile anında teslimat ve teminat transferi yapabilecek; yüksek miktarda stablecoin tutmanın bilançoda iki kat sermaye yükü oluşturması gibi bir engelle karşılaşmayacak.
Ancak Phyrex Ni, mevcut açıklamanın henüz SEC’in resmi kural değişikliği olmadığını hatırlatıyor. Şu anki durum, personel seviyesinde “itiraz etmeme” yaklaşımı niteliğinde. Hukuki kesinliğin sağlanması için bunun resmi düzenlemeye dönüşmesi gerekiyor. Ayrıca bu uygulama tüm stablecoin’ler için değil, yasada tanımlanan “uyumlu ödeme tipi stablecoin’ler” için geçerli olacak.
Sonuç olarak analiste göre bu gelişmenin önemi kısa vadeli fiyat hareketlerinden ziyade bilançoların stablecoin’lere daha dost hale gelmesinde yatıyor. Stablecoin’lerin kurumsal ölçekte genişleyebilmesi, zincir üstündeki işlem hacminden çok, düzenlemeye tabi kurumların bilançolarında nasıl sınıflandırıldığıyla ilgili. Eğer bu yaklaşım kalıcı ve resmi bir kurala dönüşürse, Wall Street sermayesinin daha düşük uyum maliyetiyle zincir üstü finansal altyapılara entegre olmasının önü açılabilir.
*Yatırım tavsiyesi değildir.





